ŞEFAAT...!

2016-02-14 22:40:00

KURAN’DA ŞEFAAT ..!


Kuran bireye hitabı esas alırken,  bizler guruplaşma, kitlesel toplumlarla İslamı ancak anlayabileceğimiz bizlere öğretilmiş. Tabi tüm bunların sebebi, değişmez ve güvenilir vahye bakmak, okumak yerine, beşerin, insanın sözlerine inanmayı daha kolay olduğundan olsa gerek tercih etmişiz. Tabi esas etken olan bizlerin bu yolu seçmesindeki asıl nedenin kuran ı, ayetleri okuduğumuzda anlayamayacağımızın bizlere öğretilmesi etkili olmuştur. 

Kuran ı okuyan bir insan Rabbim in toplumlara ya da guruplara değil, bizzat ferde yani insanın bizzat kendisine hitap ettiğini görür.

Ayetlerin sonunda Yaradan ın özellikle bireye yani insana direk hitap edişini nasıl açıkça görüyoruz. Bunlara örnek vermek gerekirse bakın Rabbim ayetlerin sonunda neler diyordu hatırlayalım.

(Hâlâ düşünmüyor musunuz?", Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz, Öğüt alan yok mudur, Yemin olsun ki, biz, Kuran'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var, Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz. Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.(Kuranı) Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız? Biz benzetmeleri insanlar için yapıyoruz ki, inceden inceye düşünebilsinler. Düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak. Dileyen onu düşünüp öğüt alır.) 

Bu ayetlere baktığınızda çok açıktır ki Rabbim direk bizlere hitap ediyor yani okunduğunda Kuran anlaşılmayacak değil anlaşılacak bir kitap olduğunu bizzat kendisi söylüyor. Gelelim konumuz olan, ŞEFAAT’e

Önce mezheplerin ve geleneğin bizlere bu konuda ne öğrettiğine bakalım ve hatırlayalım. Lütfen sizlerde bu yazıyı okurken düşünün sizlerin bilgilerinizde bu doğrultu damı diye kendinizi test edin. Daha sonra gerçek kaynağa yani Kuran a bakıp bilgilerimizin doğru olup olmadığını karşılaştıracağız. Bizlere mezheplerin öğrettikleri bilgilere baktığınızda peygamberlerin, din ulemalarının ve şehitlerin şefaat yetkilerinin olduğu yönündedir. 

Önce şefaat etmek konusuna bir açıklık getirelim hatta bizim açıklık getirmemiz yerine, kuran bu sözü ile ne demek istiyor ona bakalım ve bir ayeti örnek verelim.

(Zümer sur 44: De ki: "şefaat, tümden ve sadece Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi Onun dur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.)

Bu ayete baktığınızda Rabbim çok açık ve net şefaatin yani affetme yetkisinin kendisinde olduğunu söylüyor. Bu ayetin bir önceki ayetine baktığınızda da dünya üzerinde şefaatçi edinenlere Yaradan ın kızarak

(Yoksa Allah'ın berisinden şefaatçiler mi edindiler) dediğini görüyorsunuz.

Demek ki şefaat konusuna açıklık getirecek ilk olarak açık ve net ayetin bu olduğunu görüyoruz. Şimdi bu ayeti hiç unutmamak şartıyla diğer ayetlere göz atalım.  Şimdi yazacağım ayetlerde yukarıda yazdığım ayeti açıkça destekleyen Kuran daki ayetlerdir lütfen onlara da göz atalım. 
  
(Bakara Sur.123.: Kimsenin kimse yerine bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, şefaatin hiç kimseye yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yardım göremeyecekleri o günden korkun.

Bakara Sur. 48. :Ve korkun o günden ki, hiçbir benlik başka bir benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiçbir benlikten şefaat kabul edilmez, hiçbir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.

Bakara 254: Ey iman edenler! Alış-verişin, dostluğun, şefaatin olmadığı o gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edip dağıtın. Küfre sapanlar zalimlerin ta kendileridir.

Enam sur.51: Rablerinin huzurunda hasredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O'ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçisi.)   
 
 Yukarıdaki ayetleri okuduğunuzda şefaatin yani günahları affetme, bağışlama yetkisinin yalnız ve yalnız Allah ın yetkisinde, tekelinde olduğunu çok açık görüyorsunuz.

Gelelim kuranda şefaat ile ilgili diğer ayetlere, işte mezhepler ne yazık ki bu ayetlerin bir kısmını kullanarak sözcüklere anlamlar yükleyip, kuran ayetlerini bir bütün düşünmeden kendilerinden bir kısmının şefaatçi olabileceğini söyleme gafletinde bulunmuşlardır.

(Necm. 26: Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.

Bakara 255: Allah'tan başka ilah yok. Hay’dır O, sürekli diridir; Kayyum’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nundur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir.

Yunus. 3: Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenlik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçi devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

Meryem. 87: Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.

Taha. 109: O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna.

Sebe. 23: O'nun katında, bizzat kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaati/kendisinin izin verdiği kimseden başkası için şefaat yarar sağlamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: "Rabbimiz ne dedi?" derler. "Hakkı söyledi, O'dur Aliyy, O'dur Kebîr. 

Yukarıdaki en son yazdığım ayetleri düşünürken lütfen dikkat edin. Necm suresi 26. ayette bahsedilen meleklerin dahi böyle bir yetkisinin olmadığını söyleyen yaradan, sonunda açıklık getiriyor ve ne diyor,  meleklerin günahları affedilecek kişileri dahi arzu ettiğinde dahi ancak Allah ın dilediği ve hoşnut olduğu kimselerin faydalanacağı ve bu durumdaki kişilere Rabbim in ancak şefaat edebileceğini belirtiyor. İşte daha sonra yazdığım ayetlerde aynı şekildedir. Onlara da bakalım.

Bakara.255. ayetindede dikkat edin ne diyor,( O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir.)

Demek ki rabbim in izni olmadıkça kimsenin böyle bir yetkisi yoktur diyor. Diğer ayetlerin dede aynı konuya açıklık getiriyor. Rabbim dikkat edin hiçbir ayrım yapmadan ne peygamber nede özel bir kişiden bahsetmeden, sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna diyerek hem kendisine şefaat edileceğini hem de yine yaradan ın hoşnut olacağı insanlara dua edildiğinde cevap verileceğini çok açıkça belirtiyor.

Şefaatin Rabbim izin olduğu gerçeğini tam destekleyen iki ayet daha vereceğim. Bu ayetleri okuduğunuzda peygamberlerin kendi günahlarını dahi bağışlayamayacağı gerçeğini göreceksiniz.

Şunu unutmayalım ki peygamberlerde insandır, hata yapar, ama affedecek yalnız ve yalnız Allah tır.  Kuran da İbrahim peygamberimiz hakkında çok övgü dolu ayetler görürüsünüz, yaptıkları ve çabaları Rabbim tarafından övülür. Bizlere de bir ayetinde İbrahim peygamberden bahsedilirken sizin atanız diye geçer. Hatta ona indirdiğim dinin devamıdır size gelen kuran sözüyle açıklık getirilir. Bakın Kuran da İbrahim peygamber, iman etmeyen babasına nasıl sesleniyor? Bu ayeti gördüğünüzde asıl şefaatin tümden rabbim e ait olduğunu anlayacaksınız.

İbrahim peygamber babasına şöyle hitap ediyor:

(Mümtehine. 4. ayet: Senin için hep af dileyeceğim ama Allah'tan sana gelecek şeyi geri çevirme gücüm yoktur. Ey Rabbimiz! Yalnız sana güveniyoruz, yalnız sana yöneliyoruz! Dönüş yalnız sanadır.)

İşte dostlar İbrahim peygamberin dahi babasına şefaat etme, bağışlatma yetkisinin olmadığı ancak onun için dua edebileceğini söylüyor. Rabbimde bu konuya açıklık getirmiş zaten ne diyordu, ancak sözünden hoşnut olduklarımı bağışlarım yani iman edenleri, inkar etmeyenleri. İsterseniz hala kafasında soru işareti olan kardeşlerime yine kuran dan peygamberimiz ile ilgili bir ayeti örnek verelim ki kimsenin artık kuşkusu kalmasın.

Bakın rabbim peygamberimize nasıl hitap ederek ne söylüyor.

(Muhammet. 19: Allah'tan başka tanrı olmadığını kuşkusuzca bil! Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için af dile. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de varıp ulaşacağınız yeri de bilir.)

Rabbim peygamberimize kendi günahların için ve diğer iman eden Müslümanlar için dua et diyor. İşte peygamberimizin ve Rabbim in huzurunda hoşnut olanların yapacağı tek şey dua etmektir, umulur ki kabul edilsin. Bizlerde zaten böyle yapmıyor muyuz? Yüce Rabbim in şefaatine nail olmak ve sevdiklerimizin affı için dua etmiyor muyuz? Peygamberimizden de tek isteğimiz bizler için yani iman etmiş ümmeti için dua etmesi değil mididir zaten. Bakın Yaradan bir ayetinde ne diyor.

(Araf 6; Yemin olsun, kendilerine elçi gönderilenleri muhakkak hesaba çekeceğiz; gönderilen elçileri de mutlaka hesaba çekeceğiz.)

Rabbim peygamberimizin bizlere söylemesini istediği ayette aslında her şeyi açıklıyor ama anlayana tabi.

(Cin 21. De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.")  

Demek ki şefaat tümden Yüce ALLAH a ayit olduğu açık ve net kuran da görülüyor. Peki, madem bu kadar açık ve net görünüyor neden böyle söylüyorlar diye bir soru geldi herkesin aklına.

Evet, bu sorunun okadar çok sebepleri var ki; hiçbir Müslüman kuran ın açık ayetlerini gördükten sonra Kuran ı tahrif etme cesaretini gösteremez kanısındayım. Bu konu çok uzun buna sebep olarak başka dinlerden sokulan fitne ve fesatları, menfaat şebekeleri, politik çekişmeler diye çoğaltabiliriz. Bize anlatılanlar neydi; peygamberler, din ulemaları ve şehitler. Önce şunu söylemeliyim ki diğer dinlerde yapılan en büyük yanlış bizde de yapılmış ve peygamberlerimizi olağan üstü insanlar gibi göstermeye çalışma gereği görmüşüz. Halbuki onun en büyük mucizesi kuran olduğunu ondan başka mucizeye ihtiyacı olmadığını göz ardı etmişiz.

Örneğin İsa peygamberi Allah ın oğlu kabul etmek ve insan sınıfından çıkarıp olağan dışı yapmak gibi hataları tüm dinler yapmıştır. Bizlerde Kuran ın hiç bahsetmediği şeyleri peygamberimize bahşedip öyle sözler söylemişiz ki sınırları aşarak sonucunu tahmin dahi etmeyeceğimiz sonuçlar oluşmuştur. İkinci konu ise din ulemalarının şefaat edebileceği konusudur. İslam a en korkunç yansıması da bunu kabul etmekle olmuştur. Bir düşünün bir tarikat lideri ya da şeyh in tüm günahları affetme yetkisinin olduğunu kabul eden bir toplum var karşınızda, onları siz nasıl yönetir ve yönlendirirsiniz? Hiç düşünebiliyor musunuz bunu?  Birde o tarikat liderinin sizlere öldürün şehit olun, cennete gideceksiniz ve şefaatçi olup tüm yakınlarınızı da affedeceksiniz, bağışlayacaksınız düşüncesi insana neler yaptırır bir düşünün. 


ŞEFAAT konusunu sizlere kuran dan bölümler aktarmaya çalıştım. Elbette hatalarım eksiklerim olacaktır Allah affetsin. Ama dikkat ederseniz doğruyu öğrenmek adına başvurduğum kaynak sadece ve sadece kuran dan dı.

Bizlerin en güvendiği kaynak sizleri gayet güzel aydınlattı sanırım.  Rabbim kuran dan hesaba çekileceksiniz diyor da yine bir ayetinde Allah ın ipine(kuran a) sarılın diyorsa, demek ki her şey kuran da varmış. Eğer bizlere her şey kuran da yoktur diyorlar da iman ve inanç adına kuranda olmayan şeyleri söylüyorlarsa onlardan sorumlu değiliz demektir.

Bunu söyleyenlere yazdığım ayetleri hatırlatın, eğer kitapta yazmıyor da bizleri bu kitaptan hesaba çekileceğimizi söylüyorsa, rabbim e inanalım ve asla kuran da olmayandan sorumlu olmayacağımızı bilelim. Rahman ve rahim olan Yüce rabbim den dilerim ki bizleri kuran ı doğru anlayarak onu yaşayan kulları arasına alması dileğiyle.

Selam ve Muhabbetle..!!

12
0
0
Yorum Yaz